çoktan kendimi kapadığımı, işe yaramadığını söyledi. yanlış-lık-lar oldu, nerede olduğunu/mu göremiyorum.
dün, uzun rüyalar gördüm. hatırlasam, işe yarardı. yararını bulabilecek olan birine gidecektim, yarın.
çoktan kendimi kapadığımı, işe yaramadığını söyledi. yanlış-lık-lar oldu, nerede olduğunu/mu göremiyorum.
dün, uzun rüyalar gördüm. hatırlasam, işe yarardı. yararını bulabilecek olan birine gidecektim, yarın.
ona ait bir durumun tamamını, daha benim olan kısmını anlayamadan, benimmiş gibi kabullenmiş, ağırlığını beğenmiş, - burada da - neredeyse her yazdığımda, kullanmışım.
şimdi, nedeni bu seferlik canımızı da sıksa, biraz daha anlamak için yaklaşmak, onun olana, ona. daha iyi ne olabilir?
“…ikimizin de bir takım ruh hastalıkları var, bu seferkiler de zıtlaşmış oldular.”
Bütün zamanlar bizim olsun isterim sevgilim, daha da iyi geçsinler diye.
yaşadığım/yaşattığım sıkıntı yüzünden konuşmak zordu, bütün gün, onunla bile.
şimdiyse o, bu zamanda, konuşmanın bize hep iyi geldiği o yerde.
ben, başka bir yerdeyim, yanında değil?
orda, herhangi bir şey konuşacak olmasının saçma üzüntüsünü anlatamadım.
kafam karışmış.
o, şimdi, yatağında uzanmış benim ona aldığım kitabı okuyor.
bunu düşünmeyi bırakıp sakinleşebilsem ben de kitap okuyacaktım. şimdi onun elinde duran kitabı 48 yıl önce karısına hediye eden feridun amca da böyleydi belki.
“benim canım kadar sevdiğim karıcığıma…”
Stevenson